Cuma, Temmuz 11, 2008
evleniyorum...
Çarşamba, Haziran 11, 2008
zanart.org yayında..
Uzun zamandır planladığım sanat paylaşım sitesi zanart.org yayına girdi..
Biliyorum birçok fotoğraf sitesi var ve özellikle ülkemizde sanırım bu sayı biraz daha fazla. Şu anda bilgiklerim şunlar :
www.fotokritik.com
www.fotokronik.com
www.fotoalem.com
www.fotono1.com
www.fotografdunyam.com
...
tabi bu kadar site arasında tutunmak ve ön sıralara çıkmak zor.. Bilinen siteler ve isim yapmışlar.. Tüm bunların yanında herhhangi bir amacı olmayan siteler diyebilirim.. şu anda en büyük dertlleri reklam almak ve üye sayısını artırmak..
Bu nedenle amacı olan bir iş yapayım dedim.. Sadece sanata emek vermiş ve saygılı insanların bulunduğu popüler kültürden uzak zemini sağlam bir site.. Bu nedenle kayıt olurken çalışma yüklenmesi gerekiyor ya da portfolyo adresi verilmesi..
Az ama öz şekilde ilerliyoruz.. Amacım popüler olup ıvır zıvırla siteyi doldurmak olmadığı için zaman mefumu önemli.. Sabredip bekleyip göreceğiz.. Acaba popüler olma kaygılarımı ağır basacak yoksa kaliteyi isteyenler mi? Şimdilik bir beklentim olmadığından taviz vermeden ilerlemek istiyorum..
iddialı olduğum bir nokta var ise o da tasarım ve işlevselliktir.. Başarıyı hakedeceğini biliyorum ama popüler kültürün sağı solu belli olmuyor..
asıl popüler kültür ile ilgili site sanırım evlendikten 6 ay sonra devreye girecek.. o bir süpriz.. bu yazıyı kimse okumaz nasılsa kendime süpriz :))
eyvallah..
www.zanart.org
Biliyorum birçok fotoğraf sitesi var ve özellikle ülkemizde sanırım bu sayı biraz daha fazla. Şu anda bilgiklerim şunlar :
www.fotokritik.com
www.fotokronik.com
www.fotoalem.com
www.fotono1.com
www.fotografdunyam.com
...
tabi bu kadar site arasında tutunmak ve ön sıralara çıkmak zor.. Bilinen siteler ve isim yapmışlar.. Tüm bunların yanında herhhangi bir amacı olmayan siteler diyebilirim.. şu anda en büyük dertlleri reklam almak ve üye sayısını artırmak..
Bu nedenle amacı olan bir iş yapayım dedim.. Sadece sanata emek vermiş ve saygılı insanların bulunduğu popüler kültürden uzak zemini sağlam bir site.. Bu nedenle kayıt olurken çalışma yüklenmesi gerekiyor ya da portfolyo adresi verilmesi..
Az ama öz şekilde ilerliyoruz.. Amacım popüler olup ıvır zıvırla siteyi doldurmak olmadığı için zaman mefumu önemli.. Sabredip bekleyip göreceğiz.. Acaba popüler olma kaygılarımı ağır basacak yoksa kaliteyi isteyenler mi? Şimdilik bir beklentim olmadığından taviz vermeden ilerlemek istiyorum..
iddialı olduğum bir nokta var ise o da tasarım ve işlevselliktir.. Başarıyı hakedeceğini biliyorum ama popüler kültürün sağı solu belli olmuyor..
asıl popüler kültür ile ilgili site sanırım evlendikten 6 ay sonra devreye girecek.. o bir süpriz.. bu yazıyı kimse okumaz nasılsa kendime süpriz :))
eyvallah..
www.zanart.org
Çarşamba, Ekim 10, 2007
rahat hazırol
Öyle bir canon nikon digital fotoğraf makinesi furyası esiyor ki artık takip etmek mümkün değil.. Tamam abartmış olabilirim mümkün olabilir.. Sabah gene geç kalmıştım ve minibüsle iş yerine gelirken aklıma geldi.. Canon ve nikon digital fotoğraf makinesi sınıflandırlamarı ne kadarda askeriyedekine benziyor :)
Hemen bir örnekle bakalım.
Uzm. Onb. - Canon eos 300d
Uzm. Çvş. - Canon eos 350 d
Kıd. Uzm Çvş - Canon eos 400d
Astb. Çvş. - Canon eos 10d
Astb. Üçvş - Canon eos 20d
Astb. Kd. Üçvş - Canon eos 30d
Astb. Bçvş. - Canon eos 40d
Teğmen - canon eos 1ds
Üstteğmen - Canon eos 1d markII
Yüzbaşı - Canon eos 1ds markII
Binbaşı - Canon eos 1d Mark III
Albay - Canon eos 1d s Mark III
Aynı sıralama hemen hemen nikonm içinde geçerlidir diyebilirim..
Uzman Erbaş - Nikon d40 - d50 - d70 - d80
AStsubay - Nikon d100 - d200 - d300
Subay - Nikon d2 - d2x - d3
Bu arada aşık olduğum CANON EOS 5D yi nereye koyacağımı bilemedim.. Bir el atıverin.. :)
Haftasonu bilişim fuarı için İstanbul'daydım.. Mos da oraya geldi kafayı yardım orda.. Kötüydü..
Hemen bir örnekle bakalım.
Uzm. Onb. - Canon eos 300d
Uzm. Çvş. - Canon eos 350 d
Kıd. Uzm Çvş - Canon eos 400d
Astb. Çvş. - Canon eos 10d
Astb. Üçvş - Canon eos 20d
Astb. Kd. Üçvş - Canon eos 30d
Astb. Bçvş. - Canon eos 40d
Teğmen - canon eos 1ds
Üstteğmen - Canon eos 1d markII
Yüzbaşı - Canon eos 1ds markII
Binbaşı - Canon eos 1d Mark III
Albay - Canon eos 1d s Mark III
Aynı sıralama hemen hemen nikonm içinde geçerlidir diyebilirim..
Uzman Erbaş - Nikon d40 - d50 - d70 - d80
AStsubay - Nikon d100 - d200 - d300
Subay - Nikon d2 - d2x - d3
Bu arada aşık olduğum CANON EOS 5D yi nereye koyacağımı bilemedim.. Bir el atıverin.. :)
Haftasonu bilişim fuarı için İstanbul'daydım.. Mos da oraya geldi kafayı yardım orda.. Kötüydü..
Salı, Ekim 02, 2007
babadağ nire afrodisias nire

defsad ekibi ile pazar gezisindeydik.. Babadağda gün doğumu.. Hisarköyde öğle ışığı ve akşam afrodisias kalıntılarının eşliğinde geri döndük.. Ramazan ayında sabah 6 akşam 6 .. baya yorucu olmasına rağmen bi o kadar da zevkli idi..


Çarşamba, Eylül 26, 2007
arada bir..
Aslında uzun zamandır aklımda fikrimde olan, bazı nedenlerden dolayı yapmayı göze alamadığım bir şey var..
Bir çok haftasonunda bazı yakın yada uzak yerlere fotogezentilik yapmaya gidiyoruz ve tabi oranın kendince önemli faaliyetlerini, yiyecek içeceklerini ve resmi olmayan dedikodulu tarihini dinliyoruz.. Bunlar belki bir çok yerde var ve fakat bir de benden olsun diye düşünmüyor değilim.. Hani sırf torunlar için yani :)
Vay dedeye bak ya adam gezmiş anasını satayım biz play station 11 in başında pinekliyoruz .. gibi şeyler belkide..
.................
Bundan yaklaşık 2 hafta önce canon eos 300d mi sattım.. Ve yerine uzun zamanlardan beri hayalini kurduğum canon eos 20d aldım..

Tam bir makinalı tüfek.. Saniyede 5 kare ve arkaarkaya 23 kare çekim hızı, 0.2 sn. açılış hıızı ile aşık olmama neden oldu.. Ve tabi 300d den farklı olarak digic II işlemci.. 9 noktada netleme ve dönen tekerlek menusu... Beraber yatıyoruz akşamları..
Bu da onunla çekilmiş ilk ciddi çalışmam.. Haa bu arada bazıları kemanı soruyor.. Keman kuzucuğumundu.. Vee normal olarak şişti.. Şişmesi benim neden aklıma gelmedi bilmiyorum ama bu kompoziyonu yapmayı uzun zamandır planlıyordum. Kuzuya yenisini alırız artık .. Fakat içime sinen güzel bir çalışma oldu..(her ne kadar fotokritikte pek ilgi görmesede.. :)
Gel zaman git zaman ford escortum oldu.. Sonunda alayım mı almalıyım alacağım derken Aydın didim den mos ile alıp geldik.. 97 model lpg li binmesi güzel bir araç.. tabi ford olması ayrı bir haz.. Sürüş keyfine bayılıyorum.. bu da o işte..
Bir çok haftasonunda bazı yakın yada uzak yerlere fotogezentilik yapmaya gidiyoruz ve tabi oranın kendince önemli faaliyetlerini, yiyecek içeceklerini ve resmi olmayan dedikodulu tarihini dinliyoruz.. Bunlar belki bir çok yerde var ve fakat bir de benden olsun diye düşünmüyor değilim.. Hani sırf torunlar için yani :)
Vay dedeye bak ya adam gezmiş anasını satayım biz play station 11 in başında pinekliyoruz .. gibi şeyler belkide..
.................
Bundan yaklaşık 2 hafta önce canon eos 300d mi sattım.. Ve yerine uzun zamanlardan beri hayalini kurduğum canon eos 20d aldım..
Tam bir makinalı tüfek.. Saniyede 5 kare ve arkaarkaya 23 kare çekim hızı, 0.2 sn. açılış hıızı ile aşık olmama neden oldu.. Ve tabi 300d den farklı olarak digic II işlemci.. 9 noktada netleme ve dönen tekerlek menusu... Beraber yatıyoruz akşamları..
Bu da onunla çekilmiş ilk ciddi çalışmam.. Haa bu arada bazıları kemanı soruyor.. Keman kuzucuğumundu.. Vee normal olarak şişti.. Şişmesi benim neden aklıma gelmedi bilmiyorum ama bu kompoziyonu yapmayı uzun zamandır planlıyordum. Kuzuya yenisini alırız artık .. Fakat içime sinen güzel bir çalışma oldu..(her ne kadar fotokritikte pek ilgi görmesede.. :)
Gel zaman git zaman ford escortum oldu.. Sonunda alayım mı almalıyım alacağım derken Aydın didim den mos ile alıp geldik.. 97 model lpg li binmesi güzel bir araç.. tabi ford olması ayrı bir haz.. Sürüş keyfine bayılıyorum.. bu da o işte..Etiketler: canon eos 20d
Pazartesi, Eylül 24, 2007
salda..
Çarşamba, Eylül 05, 2007
denizli - güney
Yakın bir tarihte güneydeydik(02.09.07).. Sözde festivale gittik ama pazar günü festival falan göremeyince bizde ava cıktık Önder ile beraber.. Görmeyi pek öyle çokca arzulamadığım güneş şelalesine de gittik.. (Giderken benzinin bittiğinden yolda kaldığımızdan bidona benzin doldurtamadığımızndan bahsetmeye gerek yok sanırım..en azından arabanın benzin göstergesinde bir arıza olduğunu öğrendik..)
Güney insanı çok sıcak.. Çok güleryüzlü.. Üzüm ve üzüm ürünler(Şarappp :)) burada başı çekiyor.. Sanırım şarapcılar her zaman daha samimi ve sıcak oluyor..
Güney evleri ve özellikle sokakları görülmeye değer.. Eski yapılar, birbirinin ritmine ayak uyduran estetik çatılar ve en önemlisi de tabi ki insan..
Güney şelalesi; çok güzel bir manzara ama 2 şey dikkatimi çekti.
1. yolları çok kötü.
2 .şelalenin altı tam bir piknik alanı olmuş. Yurdum mangalcısı giymiş donu gitmiş şelaleye, hiç hoşuma gitmedi ama yapacak bişey yok.. Oranın estetiğine yakışmayan yurdum insna manzaraları.. keşke sadece gezi alanı olarak belirlenseydi..
Bu arada güney evleri ve insanlarının şelaleden daha güzel olduklarını söylemek istiyorum.. Şelale.. Bildiğimiz şelale..
..
Nalbant...


Güney insanı çok sıcak.. Çok güleryüzlü.. Üzüm ve üzüm ürünler(Şarappp :)) burada başı çekiyor.. Sanırım şarapcılar her zaman daha samimi ve sıcak oluyor..Güney evleri ve özellikle sokakları görülmeye değer.. Eski yapılar, birbirinin ritmine ayak uyduran estetik çatılar ve en önemlisi de tabi ki insan..
Güney şelalesi; çok güzel bir manzara ama 2 şey dikkatimi çekti.
1. yolları çok kötü.
2 .şelalenin altı tam bir piknik alanı olmuş. Yurdum mangalcısı giymiş donu gitmiş şelaleye, hiç hoşuma gitmedi ama yapacak bişey yok.. Oranın estetiğine yakışmayan yurdum insna manzaraları.. keşke sadece gezi alanı olarak belirlenseydi..
Bu arada güney evleri ve insanlarının şelaleden daha güzel olduklarını söylemek istiyorum.. Şelale.. Bildiğimiz şelale....
Nalbant...

Etiketler: güney denizli
Çarşamba, Nisan 11, 2007
defsad
DEFSAD - Denizli fotoğraf sanatı derneği kuruldu..
Toplanalım edelim, çekelim derken bir dernek kurduk.. sitesi de burda http://www.defsad.org
27 nisan - 09 mayıs arasında da karma sergimiz olacak.. kendine güvenen gelir..
Bahar geldi. Gördünüz.. Gördük.. Balık mevsimi gelsin.. gidicemm.. gidicez..
Toplanalım edelim, çekelim derken bir dernek kurduk.. sitesi de burda http://www.defsad.org
27 nisan - 09 mayıs arasında da karma sergimiz olacak.. kendine güvenen gelir..
Bahar geldi. Gördünüz.. Gördük.. Balık mevsimi gelsin.. gidicemm.. gidicez..
Salı, Şubat 06, 2007
yalniz..
bilmezler yalnız yaşamayanlar
nasıl korku verir sessizlik insana
insan nasıl konuşur kendi kendisi ile
nasıl koşar aynalara
bir cana hasret,
bilmezler.
orhan veli..
nasıl korku verir sessizlik insana
insan nasıl konuşur kendi kendisi ile
nasıl koşar aynalara
bir cana hasret,
bilmezler.
orhan veli..

Cuma, Aralık 15, 2006
blues

Blues, hoşuma gitti. neden gittiiii? güzel insanlarla beraber gittik.. güzel bir gece geçirdik..
efes olunca enfes oldu bide. :)
rock ın atasıymış.. belkide onun etkisi var.. önyargılı olmamak gerekiyormuş..Güzelmiş..
fotoğraf çekme imkanımda oldu..

//
sansürlü alan.. ileride açıklanacaktır :))
\\
Perşembe, Aralık 14, 2006
eos

kasım ayında bir misafirim vardı. davetsiz bir misafir.. tatlı bir misafir.. konuğum oldu. aynı evi paylaşmaya başladık.. bazen aynı yatakta yatıyorduk ama rahat durmadığı için ona diğer odayı tahsis ettim. arada muhabbet edip birbirimize yalnızlığın ilgisizliğini unutturmaya çalışıyorduk.. alışmıştım.. pek sevmiyordum ama 'yaradılanı sev yaradandan ötürü' herşeyi değiştiriyordu.. yok tamam yalan söylemeyelim seviyodum.. kızıyodum bazen ama seviyodum.. bazen ortalığı dağıtıyordu.. bazen yemeği beğenmiyodu.. bazen sıkılmışıkla sürekli benle oynamak istiyodu.. adı eos.. ve dün gece öldü.. benim hatamdan dolayı ölmesi ise ayrı bir konu.. akşam götürdüm çamlığa.. mos geldi.. ve gömdük.. vee bitti.. hoşcakal dostum.. kusura bakma, bakamadım..
damarlarımızda sanırım atalarımızın kanını taşıdığımızdan dolayı önlenemez bir at tutkusu var.. at asil bir hayvan.. bu da süt.. süt olduğuna bakmayın..aslında keskin bir şarap gibi.. koşuyor.. koşuyor..ve azda olsa foto. çekmeye gidebiliyoruz pazarları.. ben o, yücel, önder, peri.
Pazar, Eylül 24, 2006
ctrl A
Evet ya Ramazan ayı geldi.. ilk orucumuzu tuttuk.. hatta akşama bıraktık.. ilk gün.. sigarasızlık umduğum kadar başıma vurmadı.. hatta akşam başım bile dönmedi.. mos ile balık bişirdik.. yedik.. güzel güzel yağmurlar yağıyor.. hüznün verdiği garip tat ile birlikte akıp geçiyor zaman.. eylede beylede..
ctrl A hepsini seç.. tümünü seç.. arada tümünü seçip geri bakmak gerekiyor sanırım.. tümüyle birlikte daha da büyüdüğünü görmek ve algılamak.. yağan yağmurla kuzuların sessizliğini düşünmek.. ve daha da büyümek.. büyüdükçe odunlaşmak.. odunlaştıkça kurumak.. kurudukça yanmak.. büyümek de bu olsa gerek.. yağmurda ıslanmak ama eskisi gibi değil.. kuru odun için pek anlam ifade etmiyor sanırım :)

Ctrl n yapıp yeni bir sayfa açmak.. bellekteki diğer sayfaları bir tık darbesiyle simge durumuna küçültmek.. ömürboyu orda bırakmak.. en sonunda ise başlat.. bilgisayarı kapat.. offff olmak.. off oluncaya kadar ufak da olsa yeni sayfalar açabilmek.. ctrl n yapabilmek.. aynı sayfada sürekli ctrl z yaparak tek sayfada kalmamak, kalamamak... CTRL N yapabilmek..
bir inetrupt yapıp babadağa gidebilmek.. fotoğraf çekebilmek.. ufak bir ctrl n yapabilmek...
orada kafanda beliren bir sorunun fotoğrafını çekebilmek.. ve bu soruyu sormanın anlamsızlığını hissedebilmek....
ctrl A hepsini seç.. tümünü seç.. arada tümünü seçip geri bakmak gerekiyor sanırım.. tümüyle birlikte daha da büyüdüğünü görmek ve algılamak.. yağan yağmurla kuzuların sessizliğini düşünmek.. ve daha da büyümek.. büyüdükçe odunlaşmak.. odunlaştıkça kurumak.. kurudukça yanmak.. büyümek de bu olsa gerek.. yağmurda ıslanmak ama eskisi gibi değil.. kuru odun için pek anlam ifade etmiyor sanırım :)

Ctrl n yapıp yeni bir sayfa açmak.. bellekteki diğer sayfaları bir tık darbesiyle simge durumuna küçültmek.. ömürboyu orda bırakmak.. en sonunda ise başlat.. bilgisayarı kapat.. offff olmak.. off oluncaya kadar ufak da olsa yeni sayfalar açabilmek.. ctrl n yapabilmek.. aynı sayfada sürekli ctrl z yaparak tek sayfada kalmamak, kalamamak... CTRL N yapabilmek..
bir inetrupt yapıp babadağa gidebilmek.. fotoğraf çekebilmek.. ufak bir ctrl n yapabilmek...
orada kafanda beliren bir sorunun fotoğrafını çekebilmek.. ve bu soruyu sormanın anlamsızlığını hissedebilmek....
Pazartesi, Eylül 11, 2006
istanbul diye bir yer..
Bu haftasonu istanbul diye bir yere gittim.. Bilmiyorum hiç duyan veya giden var mı? Buradaki izlenimleri sizlerle paylaşmak istiyorum..
Otobüsten iner inmez sabahın köründe çılgın bir kalabalık sizi karşılıyor, metro istasyonu dolu.. insanların sakin oldukları pek görülmüş değil.. herkes koşarak bi yerlere gidiyor.. ama nereye?
sultanhamet ve ayasaoyfa gibi güzel tarihi eserler var..
İstiklal caddesinde gecenin 12 sinde nerdeyyse adım atacak yer bulmak mümkün değil.. her cinsten insan rahat tavırlarıyla burda fink atıyor..
boğazda balık ekmek yiyip üstüne serin dalgaların önünde çay içerek balık tutanları
izleyebilirsiniz.. Özellikle galata köprüsü bu iş için uygun biyer..
Burada az önce de bahsettiğim gibi güzel bir boğaz ve 2 tane ihtişamlı boğaz köprüsü var..
bu sene gittiğimizde bilişim fuarı falan varmış.. her sene düzenleniyormuş.. bildiğin bilşim fuarı.. gidilmeğe değer.. kesinlikle..
laleyi hiç sormayın..
kız kulesi ise... bildiğin kız kulesi.. ulaşılması zor ama ulaşılınca hemen sıkılıyor insan..
pazar günleri sultanahmet tarafındaki mehteran gösterisini izlemeyin sakın.. izlemeyin.. bir iki yeri fethedesiniz geliyor..
efendim gidin görün.. yerini size tam olarak tarif edemeyeceğim şimdi..
seneye görüşmek üzere..
Otobüsten iner inmez sabahın köründe çılgın bir kalabalık sizi karşılıyor, metro istasyonu dolu.. insanların sakin oldukları pek görülmüş değil.. herkes koşarak bi yerlere gidiyor.. ama nereye?sultanhamet ve ayasaoyfa gibi güzel tarihi eserler var..
İstiklal caddesinde gecenin 12 sinde nerdeyyse adım atacak yer bulmak mümkün değil.. her cinsten insan rahat tavırlarıyla burda fink atıyor..
boğazda balık ekmek yiyip üstüne serin dalgaların önünde çay içerek balık tutanları
izleyebilirsiniz.. Özellikle galata köprüsü bu iş için uygun biyer..Burada az önce de bahsettiğim gibi güzel bir boğaz ve 2 tane ihtişamlı boğaz köprüsü var..
bu sene gittiğimizde bilişim fuarı falan varmış.. her sene düzenleniyormuş.. bildiğin bilşim fuarı.. gidilmeğe değer.. kesinlikle..
laleyi hiç sormayın..
kız kulesi ise... bildiğin kız kulesi.. ulaşılması zor ama ulaşılınca hemen sıkılıyor insan..pazar günleri sultanahmet tarafındaki mehteran gösterisini izlemeyin sakın.. izlemeyin.. bir iki yeri fethedesiniz geliyor..
efendim gidin görün.. yerini size tam olarak tarif edemeyeceğim şimdi..
seneye görüşmek üzere..
Salı, Eylül 05, 2006
yıllık uyku..
yıllık izin dedik dedik ve gittik bir de baktık ki gelmişiz..balığa gittik.. foto. çektim..
kaan ile oynadım bol bol...
microsoft sertifikasını da aldık.. bakalım artık.. mic. sertifikalı balık uzmanı olduk..
kankim bu..
sabah kahvaltısı..
Pazartesi, Temmuz 17, 2006
yalnızlığım...

yalnızlık belkide istemeden gelir çalar kapınızı. önceleri istemessiniz, ondan kurtulmaya çalışırsınız, başkalarıyla aldatırsınız yalnızlığı. bir zaman gelir sevmeye başlarsınız, kendinizle, en değerli varlığınızla başbaşa kalmanın tadı damağınızdan gitmez hiç. zaman geçer yalnızlığın size aşık olduğunu görürsünüz, sizi kimseyle paylaşmak istemez. paylaştığınız ve artık bitmiş aşklarınızın nedenidir yalnızlık.. sizi kimseye vermek istemez. hayır sıkıldım artık ben yalnızlıktan dersiniz ama farkında olmadan siz de aşık olmuşsunuzdur artık.
Salı, Temmuz 04, 2006
yaz yağmuru
Spam virus... derken kafamın tası attı ve bende uzun zamandır el sürmediğim BSD me el attım..Önce ports sorununu giderdim.. qsheff kullanıyordum ve fakat spam çözümünü pek beceremedim sanırım ve eski kullandığım qmail-scanner olayına geri döndüm.. Sistem kaynaklarını biraz hırpalıyor ama olsun.. Pentium 3, 512 ram li bir makineden bu kadar performans almak çok şaşırtıcı doğrusu.. Kimin sayaesinde tabiki FreeBSD'nin.. Spamassassin ve clamav güncel sürümlerini yükledim.. Tabi bunun yanında perl güncellemesi felan derken gene bi sürü sorun çıktı.. Perl den dolayı webmin çalışmadı.. qmail-scanner çalışmadı felan filan.. Sonunda hallettim.. sanırım spamlarda %90 oranında bir başarı söz konusu ve clamav sayesinde virus de gelmiyor artık..
seviyorum ben BSD yi.. Hemde çok..
Geçenlerde başımıza gelen Windows Server 2003 problemi ise ayrı bir olay.. ip yazınca giriyor isim yazınca girmiyor.. Ney? DNS mi? tabi tabi DNS... nerdeyse 3 tam günüme mal oldu.. Canım microsoft teknik ekibi.. sizi sevmiyorum..
Steganografi üzerine aylar önce bir araştırma yapmıştım..Yeni bitirebildim .. Byte a gönderdim.. Ağustos da yayımlanacak sanırım.. Bence güzel bir yazı oldu.. Hem de ilginç bi konu.. Burdan okuyabilirsiniz..
1 Temmuz da balık mevsimi açıldı.. bakalım bu sene nasıl olacak?Bu sene de her zaman ki gibi 20-30 ar kiloluk sazanlarda tutabilecekmiyiz..:))
MCP oldum.. MCSE için 6 tane sınavım kaldı :)) Balık tutarken çalışmayı düşünüyorum... Microsoft Sertifikalı Sazan Uzmanı olabilirim... Daha faydalıdır sanırım... :))
Prenses hasta oldu.. İyileşmesi ve yeşil sahalara dönmesi için bekliyoruz.. Sen yazın ortasında tut üstünden buzdolabından çıkmış 2.5 litrelik soğuk suyu kafandan boşalt.. Hasta olursun tabii... :)) Bak ne güzel yağmurlar yağıyor..
Bittim ben...
seviyorum ben BSD yi.. Hemde çok..
Geçenlerde başımıza gelen Windows Server 2003 problemi ise ayrı bir olay.. ip yazınca giriyor isim yazınca girmiyor.. Ney? DNS mi? tabi tabi DNS... nerdeyse 3 tam günüme mal oldu.. Canım microsoft teknik ekibi.. sizi sevmiyorum..
Steganografi üzerine aylar önce bir araştırma yapmıştım..Yeni bitirebildim .. Byte a gönderdim.. Ağustos da yayımlanacak sanırım.. Bence güzel bir yazı oldu.. Hem de ilginç bi konu.. Burdan okuyabilirsiniz..
1 Temmuz da balık mevsimi açıldı.. bakalım bu sene nasıl olacak?Bu sene de her zaman ki gibi 20-30 ar kiloluk sazanlarda tutabilecekmiyiz..:))
MCP oldum.. MCSE için 6 tane sınavım kaldı :)) Balık tutarken çalışmayı düşünüyorum... Microsoft Sertifikalı Sazan Uzmanı olabilirim... Daha faydalıdır sanırım... :))
Prenses hasta oldu.. İyileşmesi ve yeşil sahalara dönmesi için bekliyoruz.. Sen yazın ortasında tut üstünden buzdolabından çıkmış 2.5 litrelik soğuk suyu kafandan boşalt.. Hasta olursun tabii... :)) Bak ne güzel yağmurlar yağıyor..
Bittim ben...
Pazar, Mayıs 07, 2006
göçmen oldum
Sizler belki yerleşik hayata geçtiniz ama ben henuz geçemedim. Göçmen olarak yaşıyorum. Köçeğim ben.. Ben gezerim.. Atalarım görse beni anlımdan öper.. Her 6(altı) ayda bir ev değiştiren birileri daha varsa gelsin.. Dernek kuralım.. Evet yeni evimden yazıyorum.. yazarım ben..
evim evim kaçıncı güzel evim.. bu seferki güzel ve bi güzele çok yakın...Kimse davetli değildir. Gelmek isteyen buyurur gelir. Çayını kendi koyar. bulaşık varsa yıkar, açsa yemeğini yapar.. hemen gelipde misafir moduna girmek felan yok.. şarabıyla gelenler için giriş sınırlaması yoktur. günün istediği saatinde gelebilir. bulaşık yıkamaz. o bir misafirdir çünkü.

terasta bulunan meyva ve sebzelere dokunulmaz. onlar sadece birisi içindir. umuyorum ki bu hasat mevsiminde 7-8 tane çilek olacak..
artı, wireless internet erişimini kısıtlamayan meçhul komşuma saygılar sunuyorum.. Teşekkür ederim. Bak işte insanlık ölmemiş..
artı, bugun ne yemek yapıcam bennnn?
notdur: yatak odasını göstermiyorum. haremdir. ayıptır. terbiyesizliktir. lütfen ısrar etmeyin. lütfen..
Çarşamba, Şubat 22, 2006
freebsd ve yumurta
şubat ayının bu son günlerinde yıllardır sorunsuz olarak çalışan freebsd sunucum problemler çıkarmaya başladı.. önce poptop programını bana kurdurmadı, sonra nat yapmadı ve şimdi de isim çözme sorunu yaşıyorum.. yaşıyorum ama dedim ki yeni sürümüne geçireyim şu cavırı, saatlerce bekley
ip cvsup güncellemesi yaptım. Daha sonra make buildworld yaptım ama hata verdi. yeni sistemi de güncelleyemedim ve artık elimde arap çorbasına dönmüş bir freeBSD var.. bugun çarşamba ve ben gene saatlerdir cvsup güncellemesinin bitmesi için bekliyorum.. acıktım. bitmiyor ve bitince sorunun hallolmasını diliyorum.. mailleride düzeltemessem yarın beni düzeltirler diyordum ki o geldi(*).. sabahtanda çoook ama çok önemli bir işim vardı.. umarım yetişir.. ve ben sinir krizi geçirmem..
acıktığımdan sanırım; yumurta tarifi vercem .. bsd miyesdi boş iş bunlar .. en çok yaptığım be birtürlü bıkmadığım(daha doğrusu bıkmamak zorunda olduğum) yemeğin tarifini ilk defa sizlere sunacağım.. başka yerde yok...
malzeme: (2 kişlik. )
4 adet yumurta,
1 kaşık yağ,
hapşırtacak kadar karabiber,
dolu tüp,
ocak,
kibrit (yoksa çakmak da olur),
3 adet sigara
yapılışı:
ocak yakılır ve tavanın içine yağ konur, yağ erimeye başladığında sigara yakılır, kısık ateşte pişen yağ tam olarak eridikten sonra yumurtalar birbirine tokuşturmak suretiyle kırılır. hiç dokunulmadan tavaya giren yumuraların üstüne hafif karabirer ekilir.. kısık ateşe devam.. beyazı piştikten sonra sarısı hiç ellenmeden ocak söndürülür ve yemek hazırdır. yanında bir baş soğan kırılmak suretiyle değişik fantaaaziler yapmak mümkündür.
Afiyet olsun..
bu arada evinde pijaması vasıtasıyla oturan(yatan) tipleri kınıyorum.. ben gıcık bilgişlemci değilim seni de kınıyorum(**)..
(hepsi BSD yüzünden oldu.. :(( )
(*): o
(**): diğeri
ip cvsup güncellemesi yaptım. Daha sonra make buildworld yaptım ama hata verdi. yeni sistemi de güncelleyemedim ve artık elimde arap çorbasına dönmüş bir freeBSD var.. bugun çarşamba ve ben gene saatlerdir cvsup güncellemesinin bitmesi için bekliyorum.. acıktım. bitmiyor ve bitince sorunun hallolmasını diliyorum.. mailleride düzeltemessem yarın beni düzeltirler diyordum ki o geldi(*).. sabahtanda çoook ama çok önemli bir işim vardı.. umarım yetişir.. ve ben sinir krizi geçirmem..acıktığımdan sanırım; yumurta tarifi vercem .. bsd miyesdi boş iş bunlar .. en çok yaptığım be birtürlü bıkmadığım(daha doğrusu bıkmamak zorunda olduğum) yemeğin tarifini ilk defa sizlere sunacağım.. başka yerde yok...
malzeme: (2 kişlik. )
4 adet yumurta,
1 kaşık yağ,
hapşırtacak kadar karabiber,
dolu tüp,
ocak,
kibrit (yoksa çakmak da olur),
3 adet sigara
yapılışı:
ocak yakılır ve tavanın içine yağ konur, yağ erimeye başladığında sigara yakılır, kısık ateşte pişen yağ tam olarak eridikten sonra yumurtalar birbirine tokuşturmak suretiyle kırılır. hiç dokunulmadan tavaya giren yumuraların üstüne hafif karabirer ekilir.. kısık ateşe devam.. beyazı piştikten sonra sarısı hiç ellenmeden ocak söndürülür ve yemek hazırdır. yanında bir baş soğan kırılmak suretiyle değişik fantaaaziler yapmak mümkündür.
Afiyet olsun..
bu arada evinde pijaması vasıtasıyla oturan(yatan) tipleri kınıyorum.. ben gıcık bilgişlemci değilim seni de kınıyorum(**)..
(hepsi BSD yüzünden oldu.. :(( )
(*): o
(**): diğeri
Çarşamba, Aralık 21, 2005
Ecdattt...
Laaan ecdadını sittim çiftçisi.. Dimi ya kızdırıyolar adamı bazen. Sonra neden içiyon sen bıdı bıdı bıdı. İçerim lennn. sonu horozun ki gibi de olsa içerim. Ecdat.
Yapacak bişi yok. elin kolun bağlı bi pok olmadan oturursun işte. Sonra arada içip çiftçinin ecdadına kayarsın. Ne yapcan sıkıntı.. Aliye izlemedim, asmalı konak izleyemedim, bir istanbul masalı izleyemedim. Biliyorum hayatımdan çok şeyler kaybettiğimi ama napcan. Zararın neresinden dönersen kardır. Ben de geçen gün oturmuş beyaz gelincik izliyorken buldun kendimi. Hüso gülüyor. Ne len bu diye. Ne yapayım dedim. Mustafa'nın atı ölmüştü.. saf mustafa pavyon karısıyla da evlenmiş zaten. Ama ordaki en büyük abinin karısı pislik biri.. Ha bide ufak velet var. Lale yaa oturmuş masaya patronluk yapıyo.. Ecdat.. bir de baktım ki samanların içinden benim adam çıkagelmiş. Olgun şimşek.. burda psikopatı oynuyo.. Atı da o vurdu. İki salak kız var onları da kaçırdılar.. Felan.. İzliyoruz. Seviyoruz..
Bir de avrupa yakası var ki sorma.. Süper oldum ben yaa.. Çok güzel gördüm sizi bugun canım hahaaa..
Herneyse kışın yapacak bişi yok. Elhasılı oturup dizi izliyoz.. hard şeyler izliyoz arada felan..
Pazartesi, Aralık 12, 2005
Bir pazar günü sabahı
Bir pazar günü,
İş yerine gitmem lazım, erkenden kalkıyorum.. akşam çok içmişim başım ağrıyo..
hayıflana hayıflana garaja iniyorum..
dur bakayım diyorum şurdan bi çay içeyim, simit alıyorum ve havanın ayazıyla sıcacık çayımdan içiyorum..vee simit.
şu her zaman yanıma gelip boyuyalım mı abi diyen bir eleman geliyor
hava ayaz,
çocuğun üstünde yırtık bir ceket, hatta ceket bile değil, ona benzer bi bez parçası..
ayakkabının birinin ucu delinmiş,
yok boyama diyorum, o dünyada yokmuşcasına,
masadaki yarım simite bakıyor tam dönerken, gayri ihtiyari
içim cız ediyor..
gel bakalım adamım diyorum,
boya bakalım,
nerelisin diyorum,
adıyaman diyor,
ne işin var burda?
ekmek parası abi!
anam babam gelmişler buraya diyor yazmasını bilmeyen bir şive ile..
babam öldü, bir kardeşim var hasta, diğerleri çalışıyor..
Bakıyorum gözlerine,
hani arsız dilencilerin para isterken ki gözleri varya
onlardan değil..
bi kere çalışıyor o
alınteri, bu soğukta pazar günü akranları analarının sıcacık koynunda uyurken o soğuk bakışlı insanların içinden boyayacak ayakkabı arıyor..
ne olcaksın sen? hep böyle mi devam edecek diyorum
abi diyor. kaderimiz bu bizim..
okula gitmeyecekmisin diyorum. ve dediğime üzülüyorum,
gözlerinin içinden beliren hüzün tüm benliğimi kaplıyor, titriyorum, hava soğuk..
simit ikram ediyorum,
saol abi diyor.
çay söylüyorum bitane.. içini bari bir nebze ısıtsın..
çayı içerken gülümsüyor.. gözlerinde umut, umutsuzluk, alışmışlık, kabullenmişlik ve sıcak bir bakış.. ailesine para götürmenin verdiği ama onun hissedemediği bir gurur.
kalbinin güzelliği boyalı yüzündeki gözlerine yansımış,
belliki bu iki kız otobüsten inmiş eve gidiyor..
gözlerine bakıyorum..büyük bir boşluk, duygusuz, hissiz ama onlar üşümüyor..
kardeşim diyorum, borcumuz nedir?
ne verirsen abi diyor..
gönlümden kopanı veriyorum,
gözüme bakıyor..gözlerimin tam içine..
teşekkür etmesini bilmiyor ama gözleri anlatıyor minnetarlığını..
hayırlı işler adamım. Hayırlı işler...
İş yerine gitmem lazım, erkenden kalkıyorum.. akşam çok içmişim başım ağrıyo..
hayıflana hayıflana garaja iniyorum..
dur bakayım diyorum şurdan bi çay içeyim, simit alıyorum ve havanın ayazıyla sıcacık çayımdan içiyorum..vee simit.
şu her zaman yanıma gelip boyuyalım mı abi diyen bir eleman geliyor
hava ayaz,
çocuğun üstünde yırtık bir ceket, hatta ceket bile değil, ona benzer bi bez parçası..
ayakkabının birinin ucu delinmiş,
yok boyama diyorum, o dünyada yokmuşcasına,
masadaki yarım simite bakıyor tam dönerken, gayri ihtiyari
içim cız ediyor..
gel bakalım adamım diyorum,
boya bakalım,
nerelisin diyorum,
adıyaman diyor,
ne işin var burda?
ekmek parası abi!
anam babam gelmişler buraya diyor yazmasını bilmeyen bir şive ile..
babam öldü, bir kardeşim var hasta, diğerleri çalışıyor..
Bakıyorum gözlerine,
hani arsız dilencilerin para isterken ki gözleri varya
onlardan değil..
bi kere çalışıyor o
alınteri, bu soğukta pazar günü akranları analarının sıcacık koynunda uyurken o soğuk bakışlı insanların içinden boyayacak ayakkabı arıyor..
ne olcaksın sen? hep böyle mi devam edecek diyorum
abi diyor. kaderimiz bu bizim..
okula gitmeyecekmisin diyorum. ve dediğime üzülüyorum,
gözlerinin içinden beliren hüzün tüm benliğimi kaplıyor, titriyorum, hava soğuk..
simit ikram ediyorum,
saol abi diyor.
çay söylüyorum bitane.. içini bari bir nebze ısıtsın..
çayı içerken gülümsüyor.. gözlerinde umut, umutsuzluk, alışmışlık, kabullenmişlik ve sıcak bir bakış.. ailesine para götürmenin verdiği ama onun hissedemediği bir gurur.
kalbinin güzelliği boyalı yüzündeki gözlerine yansımış,
belliki bu iki kız otobüsten inmiş eve gidiyor..
gözlerine bakıyorum..büyük bir boşluk, duygusuz, hissiz ama onlar üşümüyor..
kardeşim diyorum, borcumuz nedir?
ne verirsen abi diyor..
gönlümden kopanı veriyorum,
gözüme bakıyor..gözlerimin tam içine..
teşekkür etmesini bilmiyor ama gözleri anlatıyor minnetarlığını..
hayırlı işler adamım. Hayırlı işler...
Cumartesi, Kasım 26, 2005
Felekten bir gece..
Dün gece ismi lazım değil abdullah abi yardım ve ben yardımın askerden gelişini kutlamak için çay içmeye gittik. Çay içtik. :)
Hızımızı alamamışız ki kendimizi sanat severlerde bulduk. lıkır lıkır lıkır .... :)
Gece kovdular bizi..
Islandık yollarda yardımla saatlerce..
Hatırladığım kadarıyla yaya kaldırımında yarım saat kadar bekledik yeişl yansın diye ama yanmadı.. Kırmızıda karşı kaldırma geçdik. Suç işlemiştik o yüzden özür dileriz tüm toplumdan..
Evin parkında şakır şakır yağan yağmurun altında epeyce ıslandık. Öyleki donumuzda bile kuru yer kalmamış. :)
Fotoğraf makinası da yanımdaydı. oda bi güzel ıslandı.. sanırım çalışıyor..
Hayatımda o akşam güldüğüm kadar hiç gülmedim sanırım. DSP lilere bile güldük..
Sonrası rüyalar rüyalar...
Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı hepsinin ......
Hızımızı alamamışız ki kendimizi sanat severlerde bulduk. lıkır lıkır lıkır .... :)
Gece kovdular bizi..

Islandık yollarda yardımla saatlerce..
Hatırladığım kadarıyla yaya kaldırımında yarım saat kadar bekledik yeişl yansın diye ama yanmadı.. Kırmızıda karşı kaldırma geçdik. Suç işlemiştik o yüzden özür dileriz tüm toplumdan..
Evin parkında şakır şakır yağan yağmurun altında epeyce ıslandık. Öyleki donumuzda bile kuru yer kalmamış. :)
Fotoğraf makinası da yanımdaydı. oda bi güzel ıslandı.. sanırım çalışıyor..
Hayatımda o akşam güldüğüm kadar hiç gülmedim sanırım. DSP lilere bile güldük..
Sonrası rüyalar rüyalar...
Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı hepsinin ......
Perşembe, Kasım 17, 2005
1. Uluslararası Balık Partisi

Bu sene birincisini düzenlediğmiz uluslararası balık partisinden olaysız bir şekilde evlerimize dağıldık. Ön elemelerde Hüseyin abinin sandalyeye oturur oturmaz yere çökmesi gibi üzücü ve bi o kadar da gülünç hadiseler bu sefer yaşanmadı.
Tam bir organizasyondu yani..
3(üç) kilo balık pişirdim akşam.. Yanında tarhana çorbası. veee biz hepsini yedik.
Daha sonra milli maç izlemek için koltuklara dağılmamızla 25. saniyede gol yememiz bir oldu..
Gecenin en perfomanslı starı her
zaman olduğu gibi Hüseyin abi oldu. ben Yasin'den o kadar yemesini beklemezdim ama fean değilmiş.Abdullah ilk defa bir mazaret bulmadan yedi. O da iyi yedi maşşallah..
Türkiye'miz İsviçereyi 4-2 yendi ancak turu geçemedik ve dünya kupasına elveda dedik. Üzüldük tabi hepimizde.. Hüseyin abi bir ara ğalayacak gibi oldu ama ben kucağıma alıp teselli ettim.
İyi oynadık kaybettik.
bidaha oynamıycaz sanırım.

II. INTERNATIONAL FISH PARTY de görüşem dileğiyle..
Perşembe, Ekim 27, 2005
Evim evim güzel! evim
Yeni ev yeni ev diye tutturduk. Al işte yeni ev.. Bakmayın siz böyle olduğuna daha iyidir aslında kendisi..Çay içmeye tüm halkımız davetlidir..
Adres. : Çınar.

Cuma, Ekim 14, 2005
Burdayım işte
Burdayım işte... Sabah 8:30 da(!) girdiğim ve akşama kadar tıkınıp kaldığım ve medyadan ısrarla gizlediğim odam burası..
Şok yani biliyorum..
Dağınıklık normal.. Bir haftadır böyle.. Kılımı kımıldatmam ama.. Tembel adamım benya.. Tembel adam zeki olurmuş diye avutuyoruz kendimizi ama bakalım nereye kadar. Bir yerlerde tıkanıp kalacak..
Web projeleri, yazı projeleri, freebsd projeleri bitti.. şimdilik sadece tembellik yapıyorum.. Birde bugunlerde gezindiğim yerlerin başında ekşiSozluk.. var.. yazar olarak kabul etmediler ama ısrarlıyım..
Fotoktirik.com ise fotoğrafları yayınladığım bi site.. Gayet hoşş.. sitede puanlama var.. ve bu yüzden gruplaşmalar söz konusu ama olsun.. Bizde kurarız bir grup.. Değilmi Pis herif(*)?
Ayriyeten... mutasyon.net ve fazlamesai.net teklonojiyi takip açısından hoş yerler.. Bu günlerde burlarda geziniyorumm.. Bi projeye başlamadan önceki sessizlik ve sakinlik...
Bayram gelsin, hoş gelsin sonra başlarız bişeylere..
Bu arada ev tuttum, biliyorum medya heyecanla evi görüntülemeye uğraşıyor amma yemezler.. önce ben yayınlıycam sitede..
yaklaşık 4 gündür temizlik yapıyoruz, göstermek en doğal hakkımız yane..
(*) o kendini biliyor...

Şok yani biliyorum..
Dağınıklık normal.. Bir haftadır böyle.. Kılımı kımıldatmam ama.. Tembel adamım benya.. Tembel adam zeki olurmuş diye avutuyoruz kendimizi ama bakalım nereye kadar. Bir yerlerde tıkanıp kalacak..
Web projeleri, yazı projeleri, freebsd projeleri bitti.. şimdilik sadece tembellik yapıyorum.. Birde bugunlerde gezindiğim yerlerin başında ekşiSozluk.. var.. yazar olarak kabul etmediler ama ısrarlıyım..
Fotoktirik.com ise fotoğrafları yayınladığım bi site.. Gayet hoşş.. sitede puanlama var.. ve bu yüzden gruplaşmalar söz konusu ama olsun.. Bizde kurarız bir grup.. Değilmi Pis herif(*)?
Ayriyeten... mutasyon.net ve fazlamesai.net teklonojiyi takip açısından hoş yerler.. Bu günlerde burlarda geziniyorumm.. Bi projeye başlamadan önceki sessizlik ve sakinlik...
Bayram gelsin, hoş gelsin sonra başlarız bişeylere..
Bu arada ev tuttum, biliyorum medya heyecanla evi görüntülemeye uğraşıyor amma yemezler.. önce ben yayınlıycam sitede..
yaklaşık 4 gündür temizlik yapıyoruz, göstermek en doğal hakkımız yane..
(*) o kendini biliyor...
Pazartesi, Ekim 10, 2005
Kebapcı
Geçenlerde acıktım gene,
C.tesi öğleden sonra, iş çıkışında pis herifleri aradım.. Biz burgerda hamburger yiycez dedi o pis heriten kısa olanı.. Gelin olm dedim manyaklar Kebapcı Halil'in orda kuyu tandır kebap yiyelim. Gittik oturduk, yaklaşık 1 saat sonra(abartmış olabilirim) kebap geldi.. 1 k
ilo kebabı götürvermişiz hemen.. Şişdik.. Mos özellikle çok şişti..Mustafa mı? o yer abi...
Çıktık bir cigara yaktık.. Sanatımla ilgili ekipmanlarım yanımda..
Daldık kaleiçine.. Demirciler kalaycılar derken.. Elimizde uzun objektifli bir makina, bakışlar arasında yediğimiz kebapları eritmek için yürüyüşe daldık..
Çıkan Sonuçlar.
1. Her dünyalı Denizli Kuyu Tandır Kebabından yemeli.
2. Kaleiçinde C.tesi günleri demirciler çalışmıyor.. (Tükanlar açık ama iş yok)
3. Kebabı yedikten sonra.. şu tekerlemeyi söleyebilirsiniz..
' Ye Kebabı, vur karpuz gibi ..te; sen bu gidişle nah gidersin cennete'
Evet yiyin..
Bunlarda B.yerinden kareler..


C.tesi öğleden sonra, iş çıkışında pis herifleri aradım.. Biz burgerda hamburger yiycez dedi o pis heriten kısa olanı.. Gelin olm dedim manyaklar Kebapcı Halil'in orda kuyu tandır kebap yiyelim. Gittik oturduk, yaklaşık 1 saat sonra(abartmış olabilirim) kebap geldi.. 1 k
ilo kebabı götürvermişiz hemen.. Şişdik.. Mos özellikle çok şişti..Mustafa mı? o yer abi...Çıktık bir cigara yaktık.. Sanatımla ilgili ekipmanlarım yanımda..
Daldık kaleiçine.. Demirciler kalaycılar derken.. Elimizde uzun objektifli bir makina, bakışlar arasında yediğimiz kebapları eritmek için yürüyüşe daldık..
Çıkan Sonuçlar.
1. Her dünyalı Denizli Kuyu Tandır Kebabından yemeli.
2. Kaleiçinde C.tesi günleri demirciler çalışmıyor.. (Tükanlar açık ama iş yok)
3. Kebabı yedikten sonra.. şu tekerlemeyi söleyebilirsiniz..
' Ye Kebabı, vur karpuz gibi ..te; sen bu gidişle nah gidersin cennete'
Evet yiyin..
Bunlarda B.yerinden kareler..


Laodikya.(ymış)

Günlerden Pazar.. Bir ekim pazarı, hangisinin olduğunun önemi yok çünkü oruç olmadığımız ilk pazar...
Atladık şahin görünümlü düldüle.. Hakkaten de şahin gibi görünüyor bu araba.. Maksat Denizlide keşfedilmemiş bi yerleri keşfetmek.. ismini falan biz koruz belki diye ümitle çıktık yola..

Tepenin başına çıktığımızda pamukkale görünüyodu.. Bi sürü eski tiyato, yapıt, yol, zart zurt içinde..Koyunlar..
Önder Kral tuvaletini nereye yaptığının araştırmasını yaparken ben de etrafı kolacan ediyordum ki karşımda bir dişi belirdi..
-ne yapıyosunuz burda.

-ee burayı biz bulduk
-manyakmısın kardeşim, gezin tozun tamam da fotoğraf çekmeyin burda..
-nasıl yane yaa...
-önder la yürü gidelim (solda yürüyen de onun ayakları)Burası Laodikyaymış.. Güzel bir yer sayılır.. Sonuçta baya bi eğlendik ve fotoğraf çektik..
Laodikya hakkında daha fazla bilgi için bu cümlenin herhangi bir yerine tıklayın.. Yoruldum..

Salı, Eylül 20, 2005
Hoşcakalır'mı Hoşcakal diyen...
Şebo.!
İlk arabada radyodan dinledim onu.. beni en çok dinlendiren ve en çok yoran sesini.. içimdekileri benim yerime bağıran hatun.. yok ben de bağırırım ama sesim çıkmıyo.. sanırım yıl 1996 idi.. o günden bugüne ne değişti hayatımızda bilmiyorum ama bugun hala onu dinliyorum.. Winamp - j - Şebnem Ferah.. Hoşçakal...

söylenecek söz yok...
gidiyorum ben
HOŞCAKAL..
Winamp - j - Şebnem Ferah.. mülteci...
ben bir mülteciyim
kendi yüreğimden başka
sığınacak yerim yok yurdum yok
ben bir mülteciyim
yüreğime sığındım
burda savaş çıksa bile ölen yok
tüm hayallerin sonsuzluğa
ve sona erebildiği yerdeyim
tüm niyetlerin bedenleri varmışçasına
görülebildiği bir yerdeyim
ben bir mülteciyim
yüreğimde yaşıyorum
esir değil kul hiç değil
kendimde yaşıyorum
ben bir mülteciyim
burda aslında sınır yok
kazanmak kaybetmek yok
bu güçten daha büyük güç yok
artık eminim her şey içimde filizlenip
istersem büyüyor bakmazsam çürüyor
aşil topuğum aşktı,
başka yüreklerde mutlu olmadım, yaşayamadım
oysa içimde ne ok var ne de atan
ne yön ne arka ön
ister yaşa ister sön
......
İlk arabada radyodan dinledim onu.. beni en çok dinlendiren ve en çok yoran sesini.. içimdekileri benim yerime bağıran hatun.. yok ben de bağırırım ama sesim çıkmıyo.. sanırım yıl 1996 idi.. o günden bugüne ne değişti hayatımızda bilmiyorum ama bugun hala onu dinliyorum.. Winamp - j - Şebnem Ferah.. Hoşçakal...

söylenecek söz yok...
gidiyorum ben
HOŞCAKAL..
Winamp - j - Şebnem Ferah.. mülteci...
ben bir mülteciyim
kendi yüreğimden başka
sığınacak yerim yok yurdum yok
ben bir mülteciyim
yüreğime sığındım
burda savaş çıksa bile ölen yok
tüm hayallerin sonsuzluğa
ve sona erebildiği yerdeyim
tüm niyetlerin bedenleri varmışçasına
görülebildiği bir yerdeyim
ben bir mülteciyim
yüreğimde yaşıyorum
esir değil kul hiç değil
kendimde yaşıyorum
ben bir mülteciyim
burda aslında sınır yok
kazanmak kaybetmek yok
bu güçten daha büyük güç yok
artık eminim her şey içimde filizlenip
istersem büyüyor bakmazsam çürüyor
aşil topuğum aşktı,
başka yüreklerde mutlu olmadım, yaşayamadım
oysa içimde ne ok var ne de atan
ne yön ne arka ön
ister yaşa ister sön
......
Pazar, Eylül 18, 2005
Bir Bilet İstiyorum
EN İYİSİ.. BEN BİR BİLET ALAYIM.. SADECE GİDİŞ OLSUN... Bİ DE TEK KİŞİLİK OLSUNNN.
Bugun pazar.. Ev aradım bi süre.. :-) Yeni ev tutmam lazım...
-olm bekarmısın
-evet teyzee.
-bekara ev yok olm.. hay... s... bekarını teyzem sana bişey olmasın...
-abi ev kiralıkmı?
-evet
-ne kadar?
-olm orası 650 ytl..
-nasıl yane? kaç aylık?
-defol :-)
-abi merhaba
-yok olm yok orası almancıların vermiyolar..
-ee ben ....
-ne sen ne..
-numaranızı birinden aldım. ev varmış sizde...
-sana yok..
-hönk.
-şeyyy pardon kiralık mı burası acaba..
-evet kiralık.. ben zamanında çok çektim gençadam.. kalacak yerim yoktu..
ama naptım. çok çalıştım çabaladım kazandım.. ev yaptım araba aldım.. bu ilk evim.bu evin her yerinde alınteri var.. bizim bi oğlan var. hayırsız ..............
12.3 dk sonra
- e kirası ne kadardı..
-500 milyon
-bekarmısın?
-evet malesef :-(
-ne konuşturuon beni sabahtan beri. baştan söliyevesene..
-fuck off , fuck off, fuck off (içimdeki eleman kızdı.)
gibi yüzlerce diyolog.. sonunda vazgeçtim..pazar pazar oturdum net cafeye..
Bugun pazar.. Ev aradım bi süre.. :-) Yeni ev tutmam lazım...
-olm bekarmısın
-evet teyzee.
-bekara ev yok olm.. hay... s... bekarını teyzem sana bişey olmasın...
-abi ev kiralıkmı?
-evet
-ne kadar?
-olm orası 650 ytl..
-nasıl yane? kaç aylık?
-defol :-)
-abi merhaba
-yok olm yok orası almancıların vermiyolar..
-ee ben ....
-ne sen ne..
-numaranızı birinden aldım. ev varmış sizde...
-sana yok..
-hönk.
-şeyyy pardon kiralık mı burası acaba..
-evet kiralık.. ben zamanında çok çektim gençadam.. kalacak yerim yoktu..
ama naptım. çok çalıştım çabaladım kazandım.. ev yaptım araba aldım.. bu ilk evim.bu evin her yerinde alınteri var.. bizim bi oğlan var. hayırsız ..............
12.3 dk sonra
- e kirası ne kadardı..
-500 milyon
-bekarmısın?
-evet malesef :-(
-ne konuşturuon beni sabahtan beri. baştan söliyevesene..
-fuck off , fuck off, fuck off (içimdeki eleman kızdı.)
gibi yüzlerce diyolog.. sonunda vazgeçtim..pazar pazar oturdum net cafeye..
Perşembe, Eylül 15, 2005
Hayaller
Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Dönüşünde sorarlarmış:
-Ne gördün?
-Dünya güzeli deniz kızları gördüm. Altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı, dermiş hep.
Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış. Döndüğünde yine sormuşlar:
- Ne gördün?
- "Hiç" demiş. Hiçbir şey..."
Oscar Wilde'in yukarıdaki harika öyküsünü ilk okuduğumda orta okuldaydım ve ne demek istediğini anlamamıştım. Daha sonra unutmuşum.
Yıllar sonra rastladığım Haldun Taner'in bir sözü bana öyküyü hem hatırlattı, hem de ne demek istediğini çok çarpıcı bir şekilde gösterdi. Şöyleydi söz:
"Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yoktur."
Daha sonraları ise bu tema pek çok edebi eserde karşıma çıktı. Örneğin Simyacı'da. Hala okumamış olan var mı bilmiyorum ama hatırlarsanız orada bütün yaşamı boyunca tek hayali para biriktirip Mekke'ye hacca gitmek olan bir dükkan sahibi vardı. Adam artık gerekli parayı fazlasıyla biriktirmiş olduğu halde bir türlü hacca gitmiyordu. Bu hayalin kendisini yaşama bağlayan çok önemli bir bağ olduğunu düşünüyor ve onun gerçekleşmesi halinde bu önemli bağı yitireceğinden korkuyordu. Haklıydı aslında. Düşünüyorum da, hepimizin böyle hayalleri var mutluluğumuzu bağladığımız, gerçekleşene kadar yaşamı sanki ertelediğimiz. Acaba hiç düşünüyor muyuz, bu istediğimiz her neyse, gerçekleştiğinde iyi mi olacak. Bir düşünürün hep aklımda tuttuğum bir sözü vardır:
"Bütün dualarımı kabul etmediği için ALLAH'a şükrediyorum"
(mail olarak geldi)
-Ne gördün?
-Dünya güzeli deniz kızları gördüm. Altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı, dermiş hep.
Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış. Döndüğünde yine sormuşlar:

- Ne gördün?
- "Hiç" demiş. Hiçbir şey..."
Oscar Wilde'in yukarıdaki harika öyküsünü ilk okuduğumda orta okuldaydım ve ne demek istediğini anlamamıştım. Daha sonra unutmuşum.
Yıllar sonra rastladığım Haldun Taner'in bir sözü bana öyküyü hem hatırlattı, hem de ne demek istediğini çok çarpıcı bir şekilde gösterdi. Şöyleydi söz:
"Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yoktur."
Daha sonraları ise bu tema pek çok edebi eserde karşıma çıktı. Örneğin Simyacı'da. Hala okumamış olan var mı bilmiyorum ama hatırlarsanız orada bütün yaşamı boyunca tek hayali para biriktirip Mekke'ye hacca gitmek olan bir dükkan sahibi vardı. Adam artık gerekli parayı fazlasıyla biriktirmiş olduğu halde bir türlü hacca gitmiyordu. Bu hayalin kendisini yaşama bağlayan çok önemli bir bağ olduğunu düşünüyor ve onun gerçekleşmesi halinde bu önemli bağı yitireceğinden korkuyordu. Haklıydı aslında. Düşünüyorum da, hepimizin böyle hayalleri var mutluluğumuzu bağladığımız, gerçekleşene kadar yaşamı sanki ertelediğimiz. Acaba hiç düşünüyor muyuz, bu istediğimiz her neyse, gerçekleştiğinde iyi mi olacak. Bir düşünürün hep aklımda tuttuğum bir sözü vardır:
"Bütün dualarımı kabul etmediği için ALLAH'a şükrediyorum"
(mail olarak geldi)
Salı, Eylül 13, 2005
Bilişim fuarı
Her sene olduğu gibi bu sene de gittik bilişime..
ve her sene olduğu gibi görüşüm gene değişmedi bilişime karşı..Mini etekli hatunlar, boy boy stantlar, cep telefonları, kalabalık, gürültü vee parası bol olanın nerdeyse fuarın yarısını kaplayan alanda yaptıkları bilişim! gösterileri..
Bu sene beğendiğim kısımlar ise iş dünyası ile ilgili olan bölümü ayırmış olmalarıydı.. Böylece en azından oraya elinde balon ile sağa sola bakan veletler giremedi, bu yüzden sakindi...

Fuarda en çok ilgiyi sanırım AMD çekti.. En azından benim çok ilgimi çekmiş olacak ki tüm fotoğraflarım nerdeyse o stantda... Nedenine gelince efem...
1.) Formula1 aracı
2.) 3-4 adet ahu tabu yekta(anlamını bilmiyorum ama kulağa hoş geliyor..)
ve canon standı.. nefise abla.. :-)
Tabi ben yeni EOS 300D mi alalı hiç istanbula gelmemişim.. İşin aslı bu gidişimde fuar ikinci planlda kaldı.. ve ben bol bol fotoğraf çektim..

Seneye bilişimde görüşmek üzere.. Esen kalın.. :-)
ve her sene olduğu gibi görüşüm gene değişmedi bilişime karşı..Mini etekli hatunlar, boy boy stantlar, cep telefonları, kalabalık, gürültü vee parası bol olanın nerdeyse fuarın yarısını kaplayan alanda yaptıkları bilişim! gösterileri..
Bu sene beğendiğim kısımlar ise iş dünyası ile ilgili olan bölümü ayırmış olmalarıydı.. Böylece en azından oraya elinde balon ile sağa sola bakan veletler giremedi, bu yüzden sakindi...

Fuarda en çok ilgiyi sanırım AMD çekti.. En azından benim çok ilgimi çekmiş olacak ki tüm fotoğraflarım nerdeyse o stantda... Nedenine gelince efem...
1.) Formula1 aracı
2.) 3-4 adet ahu tabu yekta(anlamını bilmiyorum ama kulağa hoş geliyor..)
ve canon standı.. nefise abla.. :-)
Tabi ben yeni EOS 300D mi alalı hiç istanbula gelmemişim.. İşin aslı bu gidişimde fuar ikinci planlda kaldı.. ve ben bol bol fotoğraf çektim..

Seneye bilişimde görüşmek üzere.. Esen kalın.. :-)






